KERİM DURKAL İLE ‘USTA İŞİ’ BIÇAKLARDAN AÇILMIŞ BİR SOHBET…
KERİM DURKAL İLE ‘USTA İŞİ’ BIÇAKLARDAN AÇILMIŞ BİR SOHBET…
KERİM DURKAL İLE ‘USTA İŞİ’ BIÇAKLARDAN AÇILMIŞ BİR SOHBET…

Ülkemizin önde gelen bıçak ustalarından Kerim Durkal ile usta işi bıçaklar üzerine bir e-sohbet gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1989 yılında Üsküdar'da doğdum. Aslen Düzceliyim. İlk, orta ve lise eğitimimi İstanbul'da, üniversite eğitimi Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Otomotiv bölümünde tamamladım 2014 yılında Düzce'ye yerleştim, evli ve iki çocuk babasıyım.

Bıçakçılığa nasıl başladınız?

İlk iş yerinden aldığım ilk maaşımla iyi marka bir bıçak satın aldım. Normal şartlarda kullanım sonucu bıçağım kırıldı. Bunun üzerine ‘Neden kırılır, iyi bir bıçak nasıl olur?’ soruları üzerine araştırmalar yaparken kendimi bu sektöre girmiş buldum.

“SADECE BIÇAK YAPIYORUM.”

Hâlihazırda bıçakçılık özelinde neler yapıyorsunuz?

Sekiz yıldır bıçak ile ilgileniyorum, bunun altı yılında özel sektörde çalıştım, aynı zamanda çalışırken hobi olarak devam ediyordum. Son iki yıl sadece bıçakçılık ile geçiniyorum ve sadece bıçak yapıyorum.

Ustanız var mı? Bu alanda nasıl uzmanlık kesbettiniz?

Tam anlamıyla her şeyi Tek bir kişiden öğrendiğimi söyleyemem. Farklı zamanlarda farklı kişilerden öğrendiklerimi ve aynı zamanda yaptığım araştırmaları harmanlayarak kendimi geliştirdim.

Bıçaklarınızda hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?

Bıçaklarımda çoğunlukla paslanmaz çelik tercih ediyorum.

Hangi çelik ürünlerini?

Örneğin N690, M390 ve elmax… Bunun dışında ‘Şam çeliği’ olarak bilinen Damascus çeliğini de çoğu zaman kullanıyorum. Laboratuvar ortamında geliştirilen paslan grubu çelikleri, yine Avrupa standartlarında üretim proseslerine uygun bir şekilde ısıl işlemini (su verme) yapıyorum.

Bıçaklarınızda sürekli ceviz çalışmanızın özel bir nedeni var mı?

Dünyanın en kaliteli ceviz ağacı Türkiye'nin Doğu bölgelerinde yetişiyor. Avrupa’da özel yapım tüfekler, hatta Kraliyet ailelerinin mobilyaları bile bizim bölgemizde yetişen cevizlerden yapılmaktadır. Bu kadar kıymetli bir malzemenin bizim bölgemizde olması benim için çok büyük bir şanstı. Daha sonra yaptığım araştırmalar sonucu ceviz ağacının desenlerinin ahşap sektöründe bir sevda olduğunu keşfettim ve bu sevdaya ben de tutuldum. Yüzlerce yıllık ulu ağaçların desenlerine baktıkça ceviz ağacına olan sevdam günden güne artmaya devam ediyor.

Saydığınız malzemeleri hangi âletlerle işliyorsunuz?

Lama halinde gelen bıçak çeliğini profile çevirmek için en kabaca spiral taş motoru kullanıyorum. Daha sonra yuvarlak hatları bant zımpara yardımıyla veriyorum. Daha hassas olan noktaları ise zımparayla el ile hazırlamaktayım. Kabze ve stant gibi ahşap parçaların çoğuna törpü ve zımpara kullanarak son şeklini veriyorum. İmalat sürecinde mümkün mertebede geleneksel üretim usullerini gözetmeye gayret ediyorum.

“ALET İŞLER, EL ÖVÜNÜR.”

Sözün bu yerinde atölyenize ve ekipmanlarınıza değinir misiniz?

"Alet işler el övünür" ne kadar doğru bir söz. İyi bir el becerisinin yanı sıra uygun ekipmanları doğru şekilde kullanmak da çok mühim. Atölyemde bıçak üretimi için gerekli olan tüm ekipman ve malzemeler mevcut. Bunun yanında imkân buldukça eski dönemlerde kullanılan marangoz ve demir sanatı aletleri ile çalışmama devam ediyorum. Eski dönemlerde kullanılan bu el aletleri bana adeta zamanda yolculuğun kapısını aralıyor. Bunun dışında torna tezgâhından matkap çeşitlerine ve özel tasarım makinelere kadar işime yarayacak her türlü el aletine sahibin hamd olsun. Atölyemin tam donanımlı olması benim için çok önemli. Çünkü yaptığım iş bitamamiha odaklanmamı gerektiriyor, bir noktada yetersiz kalıp atölyemin dışına çıktığında ister istemez konsantrasyonum bozulabilir. Bunun olmaması için işe başladığımda iş bitene kadar gerekli olan tüm ekipmanlar elimin altında hazır olmalı…

Tekniklerinizi de konuşalım…

Modern çağın teknoloji ve tekniğini kullanılarak yapılan bıçak ile ilk çağlarda hayvan kemiklerinden yapılan bıçak arasında geçen o zamandan bugüne süregelen ustalık ruhunu bozmadan çalışmak en büyük gayem. Bazen yüz binlerce yıllık bir fosil ile son teknolojide üretilen bir çelik ve 400 yıllık bir ceviz ağacı tek bıçakta buluşabiliyor. Ben de tüm serüvenin bir harmanı olarak kendime has bir teknik oluşturup bıçakçılık sanat ve zanaatına gravür tezyinatını ilave ettim. Böylece sıradanlıktan çıkıp sıra dışı bir tarza sahip oldum.

Hangi bıçak çeşitlerini imal ediyorsunuz?

Buna karar verebilmek için birçok ülkenin birçok bıçağını inceledim, videolarını izledim ve araştırmalarını yaptım. Böylelikle kendime hem kullanışlı, hem görsel, hem de kaliteli bıçaklar yapma hedefini belirledim. Çoğunlukla İskandinav Pukko ve Yakut bıçağı başta olmak üzere müşterilerimin de istekleri doğrultusunda kendi tasarladığım birçok çeşit bıçağın imalatını yapıyorum.

Bıçak hangi unsurlardan meydana geliyor? Namludan kabzeye bir bıçağın bileşenlerini tahlil eder misiniz?

Kabaca bir bıçak kabze denilen ahşap sap kısım ile namlu denilen çeliğin birleşiminden oluşuyor. Biraz daha detaylı ele alacak olursak kabzenin birleşmesinde kullanılan çeşitli yapıştırıcılar, pimler, balçak dediğimiz siperlik malzemeleri, kılıf, stand, bazılarında püskül veya bileklik gibi birçok parça mevcuttur.

Tezyinatı, gravür çalışmalarını nasıl yapıyorsunuz?

Gravür çalışmasını tamamen el ile yapmaktayım. Geleneksel usullerin dışına çıkmadan bu sanatı icra etmeye özen gösteriyorum. İşin bu kısmında herhangi bir makine asla kullanmıyorum. Bu aşamada çelikten daha sert yapıya sahip olan sert madenlerden oluşan “kalem” dediğimiz keski ile çekiç kullanıyorum. Keskiye çekiçle vurmak suretiyle metalin üzerinde kanallar açarak motifler işliyorum.

Bıçak tezyinatına altın ve gümüşü, zümrüt ve yakutu dâhil etme fikri nasıl gündeminize girdi?

Çok güzel malzemelerden çok güzel bıçaklar yaptım. Bunların üzerinden motifler de işleyerek değerlerine değer kattım. Fakat hep daha iyisini yapma arzusu, ‘son yaptığımdan daha iyisi nasıl olabilir?’ Düşüncesi beni kıymetli madenlere kullanmaya itti. En kaliteli çeliğe en hassas motiflerle işleme yapsam bile çıtayı çok daha yukarıya taşımak isteyen müşterilerim oldu. İlk etapta gümüş ve altın, daha sonra zümrüt ve yakut gibi değerli taşlardan yaptığım bıçakları müşterilerime sundum. Bunların yanı sıra kıymetli hayvansal malzemeleri de aynı bıçakta buluşturduğum oldu. Dolayısıyla ortaya çok daha değerli, çok daha kıymetli, çok daha güzel bıçaklar çıkmaya başladı.

Gravür işleme tekniğinizden bahseder misiniz? Gravürlerde sıklıkla hangi desenleri kullanıyorsunuz?

Gravür sanatımı tamamen geleneksel keski çekiç yöntemi ile yapmaktayım. Genelde sarmaşık ve yaprak modellerim daha çok tercih ediliyor. İstek doğrultusunda hayvansal motifler de çalışmaktayım.

Gravür çalışmasını sadece bıçaklara mı uyguluyorsunuz?

Gravür sanatını bıçakların dışında balta, çakmak, elektronik sigara, metal aksesuarlar, baston ve benzeri birçok obje üzerine uyguluyorum.

Kabzeleri unutmayalım…

Kabzelerde en kaliteli kök cevizleri kullandığım için kendi doğal desenlerinin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Çok özel istek olmadığı sürece kabzeye işleme atma taraftarı değilim. Çünkü ağacın o kendine has doğal dokusu ve desenleri bence daha kıymetli. Bununla beraber kabzeye pirinç kakma, gümüş kakma ve altın tel kalkma gibi teknikler de uyguluyorum.

Kabzelerin tutuş form ve pozisyonları için de bir paragraf açalım dilerseniz.

En ideal kavrama ve tutuş pozisyonlarını sağlayacak şekilde kabzeye form veriyorum. Müşterilerimin tamamı sahip olduğu bıçağı ellerine aldıklarında sanki kendi ellerine göre yapılmış gibi hissediyorlar.

Bir bıçağın üretim hikâyesini nasıl dillendirirsiniz? Bir bıçağın üretim aşaması ne kadar?

Bıçağın üretimi, tasarım ile başlamaktadır. Karakalem kullanarak elimle çizdiğim bıçağın şeklini çelik üzerine taşıyorum. Bu forumda çeliği kestikten sonra ağız açmayı, yüzey taşlama, gravür işleme, polisaj, ısıl işlem, son polisaj, kabze montajı, kabze işleme, kılıf yapımı, stand yapımı, bileme, sertifika ve garanti belgesi hazırlama gibi aşamalar takip ediyor. Kullandığım çelikler laboratuvar ortamında geliştirilmiş yüksek kaliteli malzemeler olduğundan bunların ısıl işlemlerini de yine özel ortamlarda profesyonel olarak yapıyorum. Yapılan ısıl işlem sonucu ortaya çıkan çeliğin sertlik derecesini belgelendirilip hazırlamış olduğum bıçağın sertifikasına ekliyorum. Bıçağın tüm şeceresi, ölçü ve değerleri bu belgede tarafımdan imzalı bir şekilde bıçak sevdalılarına sunuluyor. Profesyonel tarzda bir bıçak sahibi olmak isteyen biri için çok önemli bir durum bahsettiğim hususlar.

Bıçakçılığın sanat ve zanaat yönlerini tahlil eder misiniz?

Ülkemizde ve dünyada sayılamayacak kadar bıçak üreten kişi ve kuruluşlar var. Fakat bıçağı sanat olarak değerlendiren ve üreten kişi sayısı oldukça az. Bıçağın sanat boyutu ustası tarafından gönülden yapılmasıyla alakalı… Ben de elimden geldiğince gönlümden ve ruhumdan ilham alarak bıçak sanatını devam ettiriyorum. Çünkü yüzlerce yıl öncesinden kalan bir yapıyı, bir sanat eserini gördüğümüzde nasıl hayranlık duyuyorsak, nesiller ve kuşaklar sonrasına benim bıçağım ulaştığında onların da o şekilde hayranlık duymasını temenni ediyorum.

“YAKUT BIÇAĞI ÖZEL BİR YAPIYA SAHİPTİR.”

Yakut bıçaklarının özelliklerinden bahseder misiniz? Bu bıçaklar hangi şekillerde kullanılmalıdır?

Yakut bıçağının kendine özel bir karakteri ve yapısı vardır. Bu karakter ülke iklimi ve insanının karakterinden neş’et eder. Yakut bıçağının bir yüzeyinin oyuklu, diğer yüzeyinin kavisli olmasının sebebi donmuş gıdalar üzerinden kolayca parça koparabilmesi içindir. Dünyanın en soğuk noktalarından biri olan Yakutistan’da donmuş balık ve etlerden yiyecek hazırlamak Yakut bıçağı dışındaki bıçaklar ile mümkün değildir. Bu denli zor yaşam şartlarında kullanıcılarına kolaylık sağlayan Yakut bıçağını Türkiye’de yapmak benim için çok kıymetliydi.

Yakutistan Türklerinin kullanmakta oldukları bıçakları paslanmaz çelikten yapıp gravür sanatı ile buluşturarak bu alanda dünya çapında benzeri olmayan ve daha önce hiç denenmemiş bir türevini ürettim hamd olsun.

“İDEAL BIÇAK İŞİMİZİ EN İYİ GÖREN BIÇAKTIR.”

İyi bir bıçağın özellikleri nelerdir? Yahut ideal bıçağı nasıl tarif edersiniz?

İdeal bir bıçak hemen kırılmayacak kadar yumuşak ve esnek, çabuk körelmeyecek kadar da sert olmalıdır. Bu dengeyi sağlayan bıçağa ideal bıçak diyebiliriz. Kullanım alanlarına ve tarzlarına göre bıçakların sapları, çeliği ve formu farklı olabilir. Önemli olan kullanım tarzımıza göre ihtiyacımız olan bıçağı belirleyebilmektir. Kamp ortamında kullanılacak bir bıçağın özelliği ile et sıyırmada kullanılan bıçağın özellikleri neredeyse tamamen birbirinden farklıdır. En ideal bıçak ayrıca işimizi en iyi gören bıçaktır.

Bıçaklarınızın alametifarikası nedir? Kullanıcılar bir bıçağın sizin elinizden çıktığını hangi özelliklere bakarak anlayabilir?

Benim tezgâhından çıkan bıçaklar Türkiye'de ve Dünyada yapılan diğer bıçaklar arasında tasarım olarak kendini ayırt etmektedir. Gravür desenleri tıpkı bir el yazısı gibi olup benzeri yoktur. Her bir işlemede dallar, yapraklar birbirinden farklıdır. Bugüne kadar yaptığım yüzlerce bıçağın tamamının desenleri birbirlerinden farklıdır.

“SENİN BIÇAKLARININ FARKLI BİR RUHU VAR!”

Bıçaklarım, tercih ettiğim malzemeler, sertifikaları, garanti belgeleri ve fiziki görünümleri ile diğer bıçaklara nazaran farkını ortaya koymaktadır. Benim bıçaklarımı diğer bıçaklardan ayıran en büyük özellik yahut bahsettiğiniz alametifarika ruhtur, bıçaklarımın ruhudur! Neredeyse müşterilerimin tamamı "senin bıçakların farklı bir ruhu var" yorumunu yapmaktadır.

Baltalarınızı ve balta stantlarınızı da konuşalım…    

Tamamen el yapımı olan baltalarıma bıçaklarda da uyguladığım sanatı ve özeni aynen tatbik ediyorum. Bu da benim baltamı diğer balatalardan çok daha farklı kılıyor. Koleksiyonerler tarafından tercih edilen baltalarım ofis dekoru olarak da büyük ilgi görüyor. Baltalarımın kabzeleri kayın ağacından, metal kısımları ise tek parça dövme çelikten meydana gelmektedir. Baltalarımı özel stantları ve garanti belgeleri ile değerli müşterilerime sunmaktayım.

Elinizden geçen bıçak, baston kılıç restorasyonlarına da değinelim. Restorasyon alanına nasıl adım attınız? Bu meyanda neler yaptınız/yapıyorsunuz?

Yakın çevremden antika statüsüne yakın derecede bıçak, kılıç ve benzeri ürünlerin temizliği ve restorasyonu konusunda teklifler geldikçe zamanla bunlara da vakit ayırmam gerektiğini fark ettim. Dolayısıyla eski tarzdaki ürün ve eserlerin onarım ve restorasyonu ile ilgilenir oldum. Aslına uygun olarak kama, kılıç kabzesi vb. parçaların üretimini yine benzeri eskilikte, nadir malzemeler temin ederek yapmaktayım. Böylece restorasyonunu yaptığım ürün ruhunu kaybetmeden yenilenmiş oluyor. Bence eski ürünlerle uğraşmak, onların tamirini yapmak, ustanın kendisine armağan edebileceği en önemli huzur kaynağıdır.

Bıçaklar özel bakım istiyor mu? Bıçakların bilenmesine de değinelim?

Bıçak kesinlikle bakım isteyen bir alettir. Bıçaklar asitli meyveler ve sulu gıdalar üzerinde kullanıldıktan sonra nemli bez ile silinip kurulanmalıdır. Bıçaklar kullanılmayacağı zamanlarda kılıflarının dışında tutulmalıdır. Çünkü deri kılıflar ortamdaki rutubeti emer ve böylelikle bıçaklar zamanla zarar görmeye başlar. Kılıf sadece taşıma amaçlı kullanmalıdır. Bıçakların bilenmesi ise profesyonel ve işinin ehli kişiler tarafından yapılmalıdır. Bıçaklar uzun süre kullanılmayacaksa makine yağı ile yağlanıp hava ile teması kesilmelidir. Bu hususlara dikkat edildiği müddetçe bıçağın ömrü de biiznillah uzun olacaktır.

Genel anlamda kimlere hizmet veriyorsunuz? Bıçak sevdalılarının ortak bir profili var mı?

Bıçaklarımı genellikle koleksiyonerler tercih ediyor. Bunun dışında devlet erkanı, protokol grubu, sanatçılar, iş insanları ve nesiller sonrasında kalabilecek  hediye vermek isteyen kişiler de eserlerimi tercih ediyor.

Özellikle bıçak meraklılarının ve koleksiyonerlerin bir arada bulunduğu sosyal medya platformları oldukça fazla... Buralarda özel ürünlere sahip olanlar diğer koleksiyonerlere ürünlerini gösterip istişarelerde bulunmaktadır.

Koleksiyonerler için özel tasarım bıçaklar üretiyor musunuz?

Ürünlerimin birçoğu tek üretim olan özel tasarımlardır. Yine birçoğu üzerinde sahibine özel dokunuşları barındırmaktadır. Bir bıçağın tek üretim olması ve bir kişide bulunması o bıçağın koleksiyoneri tarafında çok çok özel bir durumdur. Benim ürünlerimin neredeyse tamamı bu özel durum keyfiyetini haizdir. Genellikle bir koleksiyonere bıçak yapmadan önce onunla konuşurum. Muhatabımın beklentisine uygun kullanım tarzına müsait bıçakları yapabilmek için istişarelerde bulunurum. Bu süre sonunda bir kaç tasarım yapıp beğenisine sunarım. Daha sonra da bu tasarım üzerinden üretim aşamalarını tek tek paylaşarak ilerlerim. Herhangi bir noktada daha iyi bir seçenek varsa bunu müşterimle mutlaka paylaşırım. Örneğin, elimde olan ceviz ağaçlarının desenlerini müşterime gösterip hangisini beğenirse bıçakta bunu kullanırım. Dolayısıyla müşterilerim ikamet etmekte olduğu Düzce’ye uzak bir ilde, hatta farklı bir ülkede yaşasa bile üretim süreçlerine dâhil edildiği için yanı başımda, bıçağı benimle beraber yapmış gibi bir hissiyata sahip olur. Farklı diller konuştuğumuz yabancı müşterilerimiz için de aynı şekilde ilerliyorum.

Çırak yetiştiriyor musunuz?

Kendime has çizgim olduğu için ve bıçağa sanat gözüyle yaklaştığım için bu işi devam ettirecek kişinin de aynı duygulara sahip olmasını beklerim. Bu duygulara sahip birine bu mirası devretmek en büyük amacımdır.

“BUNU KEMDİME AYIRACAĞIM!”

Kendiniz için de bıçak üretiyor musunuz?             

Bugüne kadar ürettiğim bıçakların çoğunun yapımına başlarken "bunu kendime ayıracağım" demişimdir. Bilindiği üzere ‘terzi kendi söküğünü dikemez’ derler. Durum benim için de aynen öyle. Bir kaç sefer kendime bıçak yapacak oldum. Bununla birlikte ustanın kendisi, kendisine yaptığı bıçağın daha farklı, daha özel olacağını düşünen müşterilerim bıçağı almak için ısrar edince kendilerini kıramadım. Sonuç olarak an itibarı ile kendime ait bir bıçağım yok.

Memleketimizin muhtelif bölgelerinin yanı sıra yurtdışından da müşterileriniz var. Bıçaklarınız hangi ülkelerin yolunu tuttu!

Türkiye’nin hemen hemen tüm illerindeki koleksiyonerler için muhtelif bıçaklar yaptım.  Bunun yanı sıra İngiltere, Fransa, Almanya, Danimarka, İsveç, Lübnan ve Suriye gibi ülkelerden ürünlerimi sahiplenen koleksiyonerler oldu. Farklı dilleri konuştuğum müşterilerimle bile çeviri programları sayesinde istişarede bulunarak en ince detayına kadar onların istedikleri bıçakları üretmeyi başardım. Bu da ülke dışında ismimin duyulmasını temin etti.

Sanatkâr dedelerimizden tevarüs etmiş asırlık usta işi bıçakları incelediğinizde neleri temâşâ ediyorsunuz?

Restorasyonunu ve temizliğini yaptığım eskilerden kalma ürünler üzerinde çalışırken her defasında şaşkınlığım ve heyecanım bir kat daha artıyor. Çünkü o zamanların şartlarında ortaya çıkan böylesi zarif ve hassas çalışmalardan etkilenmemek mümkün değil. Yüzlerce yıl öncesinden kalan bir bıçağın üzerindeki izler adeta beni tarihte bir yolculuğa çıkarıyor. Eskimez bir bıçağın çeliğini döverken çıkan tınılar eşliğinde merhum ustaların yanı başımda beni izlemekte olduklarını hayal ediyorum. Kendi ürünlerimin de yüzlerce yıl sonra gelecek nesillerin ellerinde yadigâr olacağı düşüncesi bana kelimelerle ifade edilemeyecek duygular yaşatıyor.

Bıçaklarınızla vedalaşma törenlerinize de değinelim! Elinizden çıkan bir bıçağı sahibine göndermeden evvel karşılıklı bir kahve içtiğiniz doğru mu?

Bunu birçok bıçağımda yaptığım doğrudur. Bazen tam hayalini kurduğum hatta onun da bir adım ötesindeki bir bıçağı yaptığımda onu satmak istemiyorum. Bazen de bıçağa daha ilk tasarımını yaparken bağlanıyorum. Dolayısıyla elimden çıkan bıçaklardan ayrılmak haliyle zor oluyor. Müşterilerim ve kendilerini takip edecek nesilleri bıçaklarımı sergilendikleri yerlerde keyifle temâşâ etme imkânına sahip olacak.  Bıçağı yapan usta olarak sadece yapım aşaması ile ilgilenmek benim için yeterli olmuyor. En azından bir kahve içerken bile yaptığım eserin karşısına geçip öylece izliyorum. Belki o kahvenin hatırına nice kırk yıllar boyunca ismim yâd edilecek... Tüm bu düşünceler ile vedalaşma için bıçaklarıma bir kahve içimi kadar da olsa özel bir vakit ayırıyorum.

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Son olarak size yaptığım her bir bıçağın sertifikasında bulunan giriş metnini iletmek istiyorum.

“DOSTLUĞUNUZ BAKİ OLSUN.”

Tabii ki, memnuniyetle Kerim Bey.

“Sayın müşterim. Bıçak iyi bir dosttur. İnsanlık tarihinin oluşumundan itibaren çeşitli amaçlar için kullanılan bıçak, hayvan kemiklerinden günümüzdeki teknoloji ve sanat seviyesi ile beraber son şeklini almıştır. Bu uzun serüven sonucu bir olgu hiç değişmemiştir. O olgu ise bıçağın dost olmasıdır. Dostluğunuz baki olsun. Ve dahi vermesin sahibine zeval, bir ömür boyu...

İlginiz için teşekkür ediyorum.

Ben de teşekkür ediyorum İbrahim Ethem Bey.

 

Kaynak: https://www.kuveytturkozel.com.tr/hizmetlerimiz/kultur-sanat-hizmetleri/ustalar-sanatkarlar/kerim-durkal-ile-usta-isi-bicaklardan-acilmis-bir-sohbet.3237.aspx

Paylaş